Kendi Ücretinizi Belirleyip Yöneticinizi İşe Almak İster Misiniz?

Günümüzde iş hayatı bir çoğumuz için yıpratıcı, içimizi daraltan, strese boğan, bir yolunu bulup kaçmak istediğimiz, nefes almakta zorlandığımız ortamlar. Değerlerimizi besleyemediğimiz için sabahları ayaklarımızın geri geri gittiği, iletişimde insanların saygı ve sevgiyi bulamayıp birbirini kırdığı kasvetli ortamlar. Karamsar bir giriş oldu biliyorum, gerçekliği kabul edelim ki bunun içinde yolumuzu doğru bulabilelim.

Şimdi de kara bulutları dağıtıp gökyüzünde güneşe yer açalım. Hayal gücümüzü devreye alalım. Nasıl bir iş yeri hayal ediyorsunuz? Gelin beraber tarif etmeye çalışalım.

Öyle bir işyeri ki çalışanların kendi ücretlerini kendilerinin belirlediği.

Seyahatlerde ulaşım ve konaklama konularında kendilerinin karar verdiği.

Birlikte çalışacakları kişilerin iş görüşmelerine girerek seçime doğrudan katıldıkları.

Aynı şekilde işten çıkarılmaya da çalışma arkadaşlarının karar verdiği.

Yöneticilerini seçme konusunda söz sahibi oldukları.

İnsana güvenmemekten kaynaklı tüm kontrollerin kaldırıldığı, kimsenin bu tür verileri takip etmediği.

Yöneticilerin güçlerini yetenekleri ve liderlik yönlerinden aldığı.

İnsanların birbirini yönettiği değil kendi kendini yöneten. Çalışanların tüm kararlara katıldığı.

İşleri ile ilgili kararları çalışanların bir araya gelerek verdiği.

Çalışanların istedikleri bölümlere geçebilmelerinin teşvik edildiği.

İnsanların kendilerine uygun olan saat dilimlerinde çalışabildiği.

Çalışanların ve dolayısıyla ailelerinin mutlu olduğu.

Mutlu insanların daha verimli çalıştığı. Şirketin daha çok kazandığı. Kazandığını paylaştığı.

Herkesin yöneticisini değerlendirdiği, değerlendirmelerin şeffaf olarak paylaşıldığı.

Herkes için doğru işlerin bulunabildiği.

Şirketin finansallarının çalışanlarla paylaşıldığı.

Kriz zamanında çalışanların, bazılarının işten çıkarılması yerine daha az kazanmayı tercih ettiği.

Kara bulutlar dağıldı, içimize güneş açtı değil mi? Hayali bile güzel diyeceğim ama böyle bir işyeri gerçekte zaten var! 1980’lerin başında Brezilya’lı Semco firmasının ödüller alan dönüşüm hikayesini “Ricardo Semler: A Revolutionary Model of Leadership” makalesinde bulabilirsiniz. Bu hikaye bana güven, cesaret, insana saygı kavramları açısından çok şey anlatıyor. Size neler söylüyor?